Sosyal medya hayatımıza girdiği günden bu yana çok hızlı bir şekilde gelişti ve kendine abone buldu. Her yaş grubu aktif bir şekilde sosyal medyayı kullanmaktadır. Bilinçli olarak kullananlar olduğu kadar bilinçsizce günün büyük bir bölümünü sosyal medyada geçirenlerin de varlığı bilinmekte.  Amerikan Psikiyatri Birliği Kongresi’nin paylaştığı görüşe göre mesleği ile alakası olmadığı sürece günde 6 saatten fazla sosyal medyada zaman geçirmek ve bu zamanın toplamda 6 aydan fazla olması sosyal medya bağımlılığının bir göstergesidir. Bu durumda beyin bağımlılık olgusunu normal gündelik alışkanlıklardan ayırma becerisini yitiriyor ve diğer madde bağımlılığı durumlarındaki gibi sosyal medya bağımlılığına da aynı tepkiler verildiğine karar verilmiştir. Açıklamalar sizinle birebir örtüşüyorsa sosyal medya bağımlılığınız olma ihtimali çok yüksektir.

Sosyal Medyadan Bu Yana

Sosyal medyanın varlığını kabul etmemek artık neredeyse mümkün değildir. Çünkü hayatımızın hemen hemen her yerinde sosyal medyaya dair bir şeyler bulunmaktadır. Etrafınıza bir baktığınızda en küçük işletmenin bile sosyal medya üzerinden yaptığı çalışmaları görebilirsiniz. Sadece iş için değil evinizde aile bireylerinizde bile sosyal medyanın gücünü görebilirsiniz. Cep telefonlarının son teknolojilere ayak uydurmasıyla beraber sosyal medyalarımızı gittiğimiz her yere kolaylıkla taşır olduk. Hiç görüşmediğimiz, yolda görsek belki de tanıyamayacağımız insanlarla sosyal medyada hala arkadaş olabiliyoruz. Onlarla hiç iletişim kurmadan şu an nerede ya da ne yapıyor bunu kolaylıkla öğrenebiliyoruz. Artık her şey sadece bir “tık” ile elimizin altına geliyor.

Bağımlılığın Boyutları

Kendimizi ele aldığımızda, sabah uyanır uyanmaz ilk baktığımız şey cep telefonumuza gelen bildirimler oluyor değil mi? Uzun zaman görüşmeyip özlediğimiz arkadaşımızla bile buluştuğumuzda ilk sessizlikte elimiz direkt cep telefonuna oradan da sosyal medya hesaplarımıza gidiyor. Sinema gibi sessiz olunması ve karanlıktan dolayı cep telefonu kullanılmaması gereken bir ortamda bile verilen 10 dakikalık arada direkt olarak sosyal medya hesaplarımızı kontrol eder olduk. Bu da sosyal medyanın beynimizi örümcek ağı gibi örerek kapladığını gösteriyor. Sosyal medyaya girip bir şey paylaşmak artık ihtiyaç ya da sevmekten kaynaklı olmuyor. Ona bağımlı olduğumuz için yapmazsak huzursuz olacağımız için yapıyoruz. Ayrıca sosyal medyada büründüğümüz ve olduğumuzdan farklı ideal karakterimize kendimizi kaptırıyoruz. Ona olan hayranlığımızdan dolayı günlük hayatımız da sekteye uğrayabiliyor ve kendi öz benliğimizi yavaş yavaş yitiriyoruz. Sosyal medyada geçirdiğimiz her “an” ne yazık ki gerçek hayatımızdaki “anları” da çalıyor.