1975 yılından itibaren kadın hakları ile ilgili olarak sivil toplum ve dünya devlerinin de katılımının olduğu dört büyük konferans düzenlenmiştir. 4-15 Eylül 1995 tarihinde Pekin’de dördüncüsü düzenlenen bu konferansın sonrasında yayınlanan deklarasyon ve eylem planı Pekin Deklarasyonu adını almıştır.

Bu deklarasyonda devletlerin uygulamakta oldukları toplumsal cinsiyet politikaları konusunda belirlenen eylem planları ve tespitlere yer verilmektedir. Ayrıca kadın hakları, siyaset, ekonomi, savaş, eğitim, şiddet, çevre, medya gibi pek çok konuda toplumsal cinsiyet eşitliği hedeflenerek belirlenmiş pek çok tespit ve istek de bu deklarasyonda yer almaktadır.

Konferansa katılan tüm hükümetler bu kararlar doğrultusunda sorumlu tutulmuştur. 1995 yılından itibaren Pekin Eylem Platformu beş yıllık aralarla toplanarak alınan kararların farklı bölgelerde uygulanma şekli ve kadınların bu eylemlerden kazanımları değerlendirilerek devletlere raporları sunulmaktadır.

Pekin Deklarasyonu’nun Ana Fikri Nedir?

Pekin Deklarasyonu kadın erkek fark etmeksizin tüm insanları ilgilendiren kararlar içermektedir. Kadın erkek eşitsizliği, kadınların her türlü olayda daha fazla acı çekerek erkeklerden daha fazla zarar görmesi gibi konularda izlenecek yolun metin haline getirilmiş şeklidir.

189 devlet ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla alınan kararlarda toplumsal cinsiyet eşitliği konularında iyileştirmeler yapılması kararlaştırılmıştır.

Kadın haklarının insan hakları olduğunu kabul ederek günlük hayata uygulamak, sadece kadınların değil herkesin hakkını korumak deklarasyonun ana fikridir.

Deklarasyona göre şiddet sadece fiziksel değildir. Kadınlara uygulanan fiziksel, ekonomik, duygusal ve psikolojik şiddet konularında gereken tüm önlemler alınmalıdır. Sadece belirli coğrafyalarda kadına şiddet mevcutmuş gibi gösterilse de kadına şiddet küresel olarak Dünyanın her yerinde devam etmektedir.

Ülkemizde Kadın Hakları

Ülkemizde kadın hakları Pekin Deklarasyonu yayınlanmadan uzun yıllar öncesinde yasal değişikliklerle korunmaya alınmıştır.

Atatürk devrimleri ile 1930-1934 tarihleri arasında çıkarılan kanunlarla hem toplumsal hem de siyasi platformlarda kadınların yer almasının gerekliliği vurgulanmıştır.

Siyasi düzlemde ve toplumsal hayata katılımları gibi konularda kadın haklarını güvence altına almak için attığımız bu adımlar, günümüzün modern toplumları sayılan İsviçre ve Fransa gibi devletlerden çok daha önce atılmıştır. Ülkemizde atılan bu adımlarla yıllar öncesinden kadınlara uygulanan zorbalıkları yok etmenin önemi gözler önüne serilmiştir.