Bir kavram hakkında anti argümanımızın olması için öncelikle, o kavramın tam olarak ne ifade ettiğini bilmemiz gerekir. Öncelikle “ırk nedir?” sorusunu cevaplamamızda yarar var. Günümüzde birçoğumuz, insanların biyolojik olarak farklı ırklara bölünebileceğine inanmaktadır. Ancak yapılan çalışmalar göstermiştir ki, insan topluluklarını biyolojik olarak ırklara ayıramayız.

Irkla ilgili bilimsel çalışmalar 18. yüzyıl sonları ile 19. yüzyıl başlarında ortaya çıkmıştır. Bu çalışmalar Avrupa toplumlarının, yeni toplumsal düzeni kabul ettirmek için kullandıkları bir araç haline dönüşmüştür. İlerleyen yıllarda, II. Dünya Savaşı’nın merkezinde yer alan bu araçsallaştırma birçok canın kaybına sebep olmuştur. Ve hala dünyanın birçok farklı yerinde canlara mal olmaktadır. Çalışmalar bizlere gösteriyor ki, insanlar biyolojik açıdan farklı değillerdir, insanlar fiziksel değişikliklerden oluşan gruplara mensupturlar. Bu fiziksel benzerliklerin sebebi ise, belli coğrafyalar içerisinde ve benzer kültüre ait bireylerin üremesidir. Sosyal bilimciler, “ırk” ayrımının biyolojik bir anlatım için kullanılmadığı, bu kavramın ideolojik olarak kullanıldığında hemfikirdir. Yani ırk kavramı ideolojik söylemden ibarettir. Etiketlemek ve ayrıştırmak için kullanılmaktadır. Siz ve bizden oluşan çirkin bir oyundur.

Cesur Yeni Karşıtlık

Irkçılık, çok güçlü ve soğuk kavramlardandır. İçerisinde önyargı vardır. Korku vardır. Suçlama ve nefret vardır. Tüm bu güçlü duygularla sarmalanmışsanız; üzgünüm çözmeniz gereken bir sorununuz var! Zira hiç tanımadığınız bir kültürden, tanımadığınız bir insanı sevmiyorsunuz demektir. Hatta öyle bir sevgisizlik ki, ölümün tek çare olduğunu savunuyor olabilirsiniz. Bu sevgisizlik, üzerine düşünülmesi gereken çok sinsi bir öğrenilmişliğin eseridir. Kandırılıyorsunuz, kullanılıyorsunuz ancak farkında değilsiniz. Ya da fark etmek istemiyorsunuz.

İnsanlar sadece fiziki zarardan korkmazlar. Aslında en derin korkular manevi ve kültürel değerlerin etrafında oluşmaktadır. Çünkü aidiyet hissetmek, onaylanmak ve sahiplenilmek isteriz. Bu yüzden de bize öğretilen fikirlerin dışına çıkmak istemeyiz. Kolay olanı seçerek sorgulamaktan, araştırmaktan ve konfor alanımızın dışına çıkmaktan kurtuluruz. Hayatımızda olan olumsuzlukları, bizden olmadığı öğretilen grubu suçlayarak hafifletmeye çalışırız. Ortada sorunlar vardır ve yapmamız gerekenleri yapmaya cesaretimiz yoktur. Tanışmak, el sıkışmak veya dinlemek, bağırmaktan çok daha zor gelebilir. Ancak zihninizin içinde ki bu anlamsız karmaşanın hayatınızı kolaylaştırıcı bir etkisi yoktur. Irkçılık, kişiliğinizi parçalara ayırarak sizi yok edecektir.

Irkçılık Karşıtı Olmak

Irkçılık karşıtı olmak cesaret isteyen bir eylemdir. Değişim kolay olan yol değildir ve yalnızlığa neden olabilir. Bilmediğiniz sınırlara girmeniz gerekir, araştırmanız, öğrenmeniz, yeni bilincinizle eskiyi yerle bir etmeniz gerekir. Bizden olmayanla da “biz” olmayı gerektirir. Ancak ilerledikçe fark edeceksiniz ki, başlarda çektiğiniz yalnızlık, tüm dünya toplumlarıyla bir olmanızı sağlayacak olandır. Böylece içinde eşitliğin, adaletin, sevginin, saygının ve özgürlüğün olduğu gelecekte bir parçanız olacaktır.